Prostat Kanseri Nedir? Teşhisi ve Tedavi Yöntemleri

Prostat kanseri nedir, belirtileri neler? C61 ne demek, PSA, MR ve biyopsiyle teşhis, evreler ve tedavi seçenekleri; Doç. Dr. Tepeler, İstanbul.

Doç. Dr. Abdulkadir Tepeler Hekim onaylı

Hızlı yanıt

Prostat kanseri, prostat bezindeki hücrelerin kontrolsüz çoğalmasıyla oluşan kötü huylu tümördür; en sık tipi adenokarsinomdur. Erkeklerde en sık görülen kanserlerden biridir ve erken evrede çoğu zaman belirti vermez. Tanı PSA, muayene, prostat MR ve biyopsiyle konur; prostata sınırlıyken yakalandığında tedavi seçenekleri geniştir.

Prostat Kanseri Nedir?

Prostat kanseri, erkeklerde en sık görülen kanser türü olarak karşımıza çıkar ve özellikle 50 yaş üzeri erkeklerde görülme sıklığı dramatik şekilde artar. Prostat bezi, mesanenin hemen altında yer alan ve üretra adı verilen idrar kanalını çevreleyen ceviz büyüklüğündeki bir organdır. Bu bezde gelişen kanser hücreleri, başlangıçta yavaş büyüme gösterse de zamanla çevre dokulara yayılabilir ve ciddi sağlık sorunlarına neden olabilir.

Prostat kanserinin gelişiminde adenokarsinom tipi en yaygın görülen form olup, tüm vakaların %95’ini oluşturur. Bu kanser türü genellikle prostatın periferik zonunda, yani bezin dış kısmında gelişir ve bu nedenle erken dönemde idrar akımını etkilemez.

Prostat Kanserinin Temel Özellikleri

  • Yavaş ilerleme: Çoğu prostat kanseri türü yavaş büyür ve yıllarca belirti vermeyebilir
  • Yaşa bağlı artış: 50 yaş sonrası risk dramatik olarak artar
  • Ailesel yatkınlık: Genetik faktörler riski 3-6 kat artırabilir
  • Erken tanı avantajı: PSA testi ile erken dönemde tespit edilebilir
  • Tedavi seçenekleri: Aktif izlemden cerrahiye kadar geniş tedavi yelpazesi
  • Metastaz riski: İleri evrelerde kemik ve lenf nodlarına yayılabilir
  • Prognoz değişkenliği: Gleason skoru ve evre durumuna göre prognoz farklılık gösterir

Prostat büyümesine bağlı işeme şikâyetlerinde cerrahi seçeneklerden biri olan HoLEP (holmiyum lazerle prostat enükleasyonu) hakkındaki rehberimizi de inceleyebilirsiniz.

C61 Prostat Malign Neoplazmı Ne Demek?

C61, Dünya Sağlık Örgütü’nün hastalık sınıflamasında (ICD-10) prostatın kötü huylu tümörüne verilen koddur. Epikriz, sağlık raporu, reçete ya da sevk belgelerinde “C61 – Prostatın malign neoplazmı” ifadesi görülüyorsa, bu tanının prostat kanseri olduğu anlamına gelir. Malign kötü huylu, neoplazm ise yeni oluşmuş doku, yani tümör demektir.

Kod tek başına hastalığın evresi, agresifliği ya da tedavi planı hakkında bilgi vermez. Bu bilgiler biyopsinin patoloji raporunda (tümör tipi, çoğunlukla adenokarsinom; Gleason skoru ve ISUP derecesi) ve evreleme tetkiklerinde yer alır. Raporunuzda C61 kodunu gördüyseniz, tedavi seçeneklerini patoloji ve görüntüleme sonuçlarıyla birlikte değerlendirmek gerekir.

Prostat Kanseri Risk Faktörleri

Prostat kanseri gelişiminde en önemli risk faktörlerinden biri genetik yatkınlıktır. Ailede birinci derece akrabalarında prostat kanseri öyküsü bulunan erkeklerde hastalık riski 3-6 kat artmaktadır. BRCA1 ve BRCA2 gen mutasyonları, Lynch sendromu gibi kalıtsal kanser sendromları da prostat kanseri riskini önemli ölçüde yükseltir. Yaş faktörü de kritik öneme sahiptir; 50 yaşından sonra risk belirgin olarak artar.

AİLENİZDE KANSER VARSA BUNU MUTLAKA YAPIN | Prostat kanseri genetik midir?

Prostat Kanseri için Bilinen Risk Faktörleri

  • Yaş (50 yaş üzeri risk artışı, 65 yaş sonrası yüksek risk)
  • Aile öyküsü (birinci derece akrabada prostat kanseri varlığı)
  • Etnik köken (Afrikalı Amerikalılarda 2 kat yüksek risk)
  • Genetik mutasyonlar (BRCA1, BRCA2, Lynch sendromu)
  • Hormonal faktörler (yüksek testosteron seviyeleri)
  • Beslenme alışkanlıkları (yüksek yağlı diyet, kırmızı et tüketimi)
  • Obezite ve sedanter yaşam tarzı

Etnik köken de prostat kanseri riskini etkileyen önemli bir faktördür. Afrikalı Amerikalı erkeklerde hem hastalık insidansı hem de ölüm oranları diğer etnik gruplara göre yaklaşık iki kat yüksektir. Bu populasyonda hastalık genellikle daha erken yaşta ortaya çıkar ve daha agresif seyir gösterir. Aksine, Asyalı erkeklerde prostat kanseri riski nispeten düşüktür, ancak Batı tarzı beslenme alışkanlıklarının benimsenmesiyle bu risk artmaktadır.

Hormonal faktörler ve yaşam tarzı da prostat kanseri gelişiminde rol oynar. Yüksek testosteron seviyeleri, obezite, sedanter yaşam ve beslenme alışkanlıkları riski etkileyen modifiye edilebilir faktörlerdir. Kırmızı et ve doymuş yağ tüketiminin fazla olduğu diyetler riski artırırken, domates, soya ürünleri ve omega-3 yağ asitleri içeren besinlerin koruyucu etki gösterebileceği düşünülmektedir.

Ailesinde prostat kanseri olan, BRCA2 gibi gen mutasyonu taşıyan ya da Afrika kökenli erkeklerde taramaya daha erken yaşta başlanması önerilir; bu konu PSA testi yazısında ayrıntılı anlatılmıştır.

HPV Prostat Kanserine Yol Açar mı?

HPV Virüsü ve Prostat Kanseri İlişkisi

Prostat kanseri gelişiminde belli risk faktörleri tanımlanmış olmasına rağmen, prostat dokusu içinde kanser gelişimini neyin tetiklediği henüz net değildir. Kronik inflamasyon zemininde oluşan hücresel değişimler neticesinde prostat içerisinde kanser odaklarının oluştuğuna dair hipotezler ortaya atılmıştır. Bu hipotezi destekleyen bulgular arasında kronik üretrit veya HPV enfeksiyonu olan kişilerde prostat kanserinin daha sık görülmesidir.

Prostat kanseri ile HPV ilişkisi 1980’lerden itibaren pek çok araştırmacı tarafından incelenmiştir. Prostat kanseri olan kişilerin prostat dokusunda HPV varlığı araştırılmış ancak çalışmalarda çelişkili sonuçlar elde edilmiştir. Bu çelişkili sonuçların sebebi HPV saptamada kullanılan laboratuvar tekniğindeki farklılık olabilir.

Son yapılan araştırmaların sonuçlarında prostat kanseri olan kişilerin prostat dokusu içerisinde onkojenik yani kanser yapıcı etkisi olan HPV tiplerine daha yüksek oranda rastlanılmıştır. Bu HPV tiplerinin vücutta var olan onkogenleri aktive ederek kanser gelişimine sebep olduğu düşünülmektedir.

Kanıtlar henüz kesin olmasa da yüksek riskli HPV tiplerinin prostat kanseri gelişiminde rol oynayabileceği düşünülmektedir. HPV ilişkili genital siğili olan erkeklerin 40’lı yaşlardan sonra prostat kanseri riski nedeniyle üroloji uzmanına giderek kontrollerini yaptırması hem hastalığın erken teşhisi hem de tedavisinin erken yapılması açısından önem arz etmektedir.

Prostat Kanseri Belirtileri: Neden Geç Fark Edilir?

Prostat kanseri, erkeklerde en sık görülen kanser türlerinden biri olmasına rağmen, erken evrelerde genellikle hiçbir belirti vermez. Bu durum, hastalığın sinsi seyirli olarak tanımlanmasının temel nedenidir. Prostat bezinin anatomik konumu ve kanser hücrelerinin yavaş büyüme özelliği, hastalığın yıllarca sessiz kalmasına neden olur.

Prostat kanserinin sinsi seyir göstermesinin ana nedeni, tümörün genellikle prostat bezinin dış kısmında (periferik zon) gelişmesidir. Bu bölge, idrar kanalından uzak olduğu için kanser büyüdükçe bile idrar akışını hemen etkilemez. Oysa benign prostat büyümesi merkezi bölgede gelişir ve erken dönemde idrar semptomlarına neden olur.

Prostat Belirtileri Nelerdir? Prostatit ve Prostat Kanseri Nasıl Anlaşılır?

Unutulmamalı ki prostat kanserine özgü şikayet veya belirti yoktur. Dış idrar kanalı (üretra) hastalıkları, mesane hastalıkları ve prostat hastalıkları aynı şikayet ve bulguları vermektedir.

İdrar Yaparken Zorlanma ve Sık İdrara Çıkma

Prostat kanseri, prostatın büyümesine ve bu büyümenin idrar yolunu sıkıştırmasına neden olabilir. Bu durum, idrar yaparken zorluklara yol açabilir. Bu belirtiler arasında şunlar bulunabilir:

  • İdrar yaparken zorlanma: İdrar akışında zayıflama veya kesilme olabilir.
  • Gece idrara kalkma: Normalden daha sık gece boyunca idrara çıkma ihtiyacı hissedilebilir.
  • Acil idrara çıkma ihtiyacı: Ani bir şekilde idrar yapma ihtiyacı duyulabilir, ancak idrar yaparken zorlanma yaşanabilir.
  • İdrar yaparken ağrı veya yanma hissi: Prostat kanseri, idrar yollarında iltihaplanmaya neden olabilir, bu da ağrıya yol açar.
  • İdrar kaçırma: Prostat içindeki kanserli doku zamanla tıkanıklığa yol açıp, mesane içinde idrar birikmesine neden olabilir. Bu biriken idrar sonrasında hastanın kontrolü dışında kaçırma şeklinde belirtilere yol açabilir.

İdrar sorunları, prostat kanserinin ilerlediğini gösteren bir belirti olabilir, ancak aynı zamanda iyi huylu prostat büyümesi (BPH) gibi diğer hastalıkların da bir işareti olabilir. Bu nedenle bu tür belirtiler göz ardı edilmemeli ve doktora danışılmalıdır.

Unutulmamalı ki, bir kişide büyüyen prostat dokusu içinde iyi huylu ve kanserli doku birlikte bulunabilir. Kişinin idrar yapma ile ilgili şikayetleri araştırılırken prostat kanseri saptanabilir.

İdrarda veya Menide Kan

Prostat kanseri, idrar veya sperma içinde kan görülmesine neden olabilir. Hematüri adı verilen idrarda kan görülmesi, genellikle kanserin ilerlediğini gösteren bir belirtidir. Bununla birlikte, sperma içinde kan (hematospermi) da prostat kanseri ile ilişkili olabilir. Bu tür durumlar, genellikle hastalığın daha ileri evrelerinde görülür.

Prostat kanseri genellikle prostatı dıştan saran kapsül adı verilen bölgeden kaynaklanır. Ancak hastalık prostat içine doğru ilerleyip idrar borusuna ve sperm kanallarına ulaşabilir. Bu durumda idrarda ve spermde kan görülmesine neden olabilir.

Menide kan görülmesinin çoğu zaman iyi huylu nedenleri vardır; ayrıntılar hematospermi yazısındadır.

Bel, Kalça ve Kasık Ağrısı

Prostat kanseri, pelvik bölgedeki sinirlere ve dokulara yayılabilir, bu da ağrıya neden olabilir. Pelvik ağrı, özellikle bel, kalça veya kasıklarda hissedilebilir. Bu ağrı, kanserin çevre organlara yayılmasıyla daha belirgin hale gelebilir. Bazı hastalar, ağrıyı sabahları daha yoğun hissedebilir.

Bel ve kalça ağrısının çok daha sık nedenleri kas-iskelet sorunlarıdır; ancak 50 yaş üzerinde, geçmeyen ve gece artan kemik ağrısı PSA yüksekliğiyle birlikteyse prostat kanserinin kemiğe yayılımı açısından değerlendirilmelidir.

Kilo Kaybı, Halsizlik ve Kemik Ağrısı

Prostat kanseri, kemiklere yayılabilir. Kemiklere yayılan kanser, yoğun kemik ağrısına yol açabilir. Özellikle sırt, kalça veya bacaklarda şiddetli ağrı hissedilebilir. Aynı zamanda hastalar ani bir kilo kaybı yaşayabilirler. Kanserin vücutta yayılmaya başlaması, vücut sistemlerinin düzgün çalışmasını engelleyebilir ve kilo kaybına neden olabilir. Ayrıca yorgunluk ve halsizlik de sık görülen belirtiler arasındadır.

İleri evrelerde ise kemik metastazları nedeniyle bel, kalça ve kaburgalarda ağrı, kilo kaybı, yorgunluk gibi genel belirtiler ortaya çıkabilir. Bu aşamada hastalık genellikle tedavi edilebilir olmakla birlikte, erken tanıya göre tedavi seçenekleri daha sınırlı hale gelir.

Prostat kanseri ilerledikçe, hastalar iştah kaybı yaşayabilirler. Bu, vücudun kanserle savaşı sırasında enerji tüketimi arttığında meydana gelir. Ayrıca kanserin vücutta yarattığı iltihaplanmalar da iştah kaybına yol açabilir.

Prostat kanseri, kişinin genel sağlığını olumsuz etkileyebilir. Kanserin ilerleyen evrelerinde yorgunluk ve halsizlik hissi yaygın olarak görülür. Bu durum, kanserin vücutta yol açtığı metabolik değişikliklerden ve organlardaki işlev kaybından kaynaklanabilir.

Kısacası prostat kanseri erken evrede halsizlik ya da kilo kaybı yapmaz; bu belirtiler çoğunlukla yayılmış hastalıkta görülür. Kemik tutulumunun belirtileri ve tedavisi prostat kanserinde kemik metastazı yazısında anlatılmıştır.

Sertleşme Sorunları

Prostat kanseri, ereksiyon sorunlarına da yol açabilir. Kanser, prostatın çevresindeki sinirleri etkileyebilir ve bu da cinsel fonksiyon bozukluklarına neden olabilir. Ereksiyon zorluğu, prostat kanseri tanısı konmuş bir erkek için yaygın bir durum olabilir, ancak bu sadece prostat kanseriyle ilişkilendirilebilecek bir belirti değildir. Diğer faktörler de ereksiyon sorunlarına yol açabilir.

Prostat Kanseri ve İyi Huylu Prostat Büyümesi (BPH) Arasındaki Fark

Prostat kanseri ve iyi huylu prostat büyümesi (BPH) bazı benzer belirtiler gösterebilir, ancak bunlar farklı hastalıklardır. BPH, prostatın büyümesi sonucu idrarla ilgili sorunlara yol açar, ancak genellikle kanser hücrelerinin oluşumuna neden olmaz. İyi huylu prostat büyümesi, prostatın büyüyerek idrar yolunu tıkaması nedeniyle idrar yapmada zorluklara yol açabilirken, prostat kanseri hücresel değişikliklere ve kanserli hücrelerin yayılmasına neden olur.

Her iki hastalık da benzer belirtiler gösterse de, prostat kanseri genellikle daha ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir. BPH erken dönemde ilaçla, ilerleyen dönemde ise cerrahi yöntemle tedavi edilebilir. Prostat kanseri için erken teşhis çok önemlidir ve daha komplike tedaviler gerektirir. Hastalık yayılma yaptığı dönemde ise maalesef cerrahi tedavi şansını kaybetmiş olur.

İyi huylu prostat büyümesi varlığında prostat içindeki adenom denilen doku lazerle (HoLEP tekniğinde) çıkarılır. Prostat kanseri tedavisinde ise prostat dokusu bir bütün halinde temizlenir. Hatta bazı ileri evre hastalarda sıçrama ihtimaline karşı lenf bezleri de çıkarılır.

Prostat Kanseri Nasıl Teşhis Edilir? PSA, Muayene, MR ve Biyopsi

Prostat kanseri teşhisi günümüzde taramaların yapılmasıyla birlikte eski yıllara nazaran daha erken dönemde ve hastalık yayılmadan konulabilmektedir. Taramada veya teşhiste temel iki yöntem vardır: PSA (prostat spesifik antijen) ve parmakla prostat muayenesi.

PSA (Prostat spesifik antijen): Prostat bezinde üretilen bir proteindir. Kanda miktarı ölçülerek yapılan testtir. Prostat kanseri teşhisinde kullanılmasına rağmen, prostat enfeksiyonu, iyi huylu prostat büyümesi gibi durumlarda da yükselebilir. Hastalığın teşhisi dışında tedaviler sonrası takipte de kullanılır.

PSA değerinin yüksek çıkması her zaman prostat kanseri anlamına gelmez. Prostat spesifik antijen seviyesinin artmasına neden olan birçok benign durum bulunmaktadır. Yaşla birlikte prostatın doğal büyümesi, akut veya kronik prostat enfeksiyonları, idrar yolu enfeksiyonları ve prostat masajı gibi faktörler PSA seviyesinde geçici veya kalıcı artışlara neden olabilir. Bu nedenle yüksek PSA değeri saptandığında panik yapmak yerine, kapsamlı bir değerlendirme yapılması gerekir.

PSA değerlerinin yaşa göre yorumlanması, serbest PSA ve PSA yoğunluğu PSA testi hakkında bilmeniz gerekenler yazısında ele alınmıştır.

Prostat muayenesi: Ürolog hastasına uygun pozisyon verir ve parmağını rektuma (makat, barsak son kısmı) yerleştirerek parmakla prostatı muayene eder. Prostatın büyüklüğü, şekli, kıvamı-sertliği, üzerinde nodul dediğimiz doku çıkıntısı olup olmadığı araştırılır.

Prostat Kanseri Muayenesi Nasıl Yapılır?

Multiparametrik Prostat MR

Prostat MRG: Son yıllarda manyetik rezonans görüntüleme (MRG) ile prostat içindeki prostat kanseri şüpheli odaklar tanımlanabilmektedir. Özellikle daha önce biyopsi yapılmış ve PSA değerleri yüksek seyreden hastalarda multiparametrik prostat MRG ile prostat içindeki kanser odakları tanımlanır.

Bu gelişmiş görüntüleme tekniği, PI-RADS (Prostate Imaging Reporting and Data System) skorlama sistemini kullanarak şüpheli alanları 1-5 arasında derecelendirir. PI-RADS 4 ve 5 skorlu lezyonlar yüksek malignite riski taşır ve hedefe yönelik biyopsi için öncelikli hedef noktalar olarak belirlenir. Multiparametrik MR’in sunduğu bu standardizasyon, farklı merkezler arasında tutarlı raporlama sağlar ve prostat kanseri tanısında objektif bir değerlendirme imkanı sunar.

Prostat Biyopsisi ve Füzyon Biyopsi

Prostat kanserinden şüphelenildiği durumda prostat dokusundan alınan örneklerin patolojik incelenmesi neticesinde kanser saptanırsa prostat kanseri teşhisi konulur. Prostat dokusundan örnek alınması işlemine prostat biyopsisi denir. Prostat biyopsisi transrektal yani makattan ultrason kullanılarak yapılmaktaydı. Ancak günümüzde prostat kanseri şüpheli dokuları göstermek için multiparametrik prostat MRI kullanılmaktadır. Bu MR görüntüleri kullanılarak transperineal yoldan (makat ile yumurtalık arasındaki temiz cilt bölgesinden) yapılan füzyon biyopsiler hem tümör saptamada daha başarılı hem de transrektal biyopsilere nazaran komplikasyon riski düşüktür.

MRG ile prostat içinde tespit edilen kanser şüphesi olan odaklardan füzyon biyopsi denilen yöntemle biyopsi alınabilir. Bu yöntem için MRG görüntüleri biyopsi sırasında kullanılacak ultrason ile birleştirilir (füzyon) ve MRG’de tanımlanan lezyonlardan parça alınır. Hatta son dönemlerde barsak son kısmına ultrason probunu yerleştirmeden de yumurtalıklarla makat arasındaki perine adı verilen alandan biyopsi yapılabilmektedir. Bu şekilde hem MRG görüntüleri ile ultrasonu birleştirerek daha kesin sonuçlar almak mümkün iken hem de makata alet yerleştirmeden, enfeksiyon riski belirgin olarak daha düşük biçimde biyopsi yapılabilmektedir.

Prostat Biyopsisi Nasıl Yapılır? Doç. Dr. Kadir Tepeler Anlatıyor

Biyopsi teknikleri, hazırlık ve işlem sonrası dönem prostat biyopsisi yazısında ayrıntılıdır.

Prostat Kanseri Evreleri ve Risk Grupları

Prostat kanseri tanısı konulduktan sonra en kritik adım, hastalığın evrelemesinin yapılmasıdır. Evreleme, tümörün prostat bezinde sınırlı kalıp kalmadığını, çevre dokulara yayılım gösterip göstermediğini ve uzak organ metastazı olup olmadığını belirleyen süreçtir. Bu değerlendirme, tedavi planının belirlenmesi ve hastalığın prognozunun öngörülmesi açısından hayati önem taşımaktadır.

Evreleme sürecinde TNM sınıflaması kullanılır. T (Tümör) boyutu ve yerel yayılımı, N (Node) lenf nodu tutulumunu, M (Metastaz) ise uzak organ yayılımını ifade eder. Prostat kanseri evrelemesinde T1-T4 arası kategoriler bulunur ve her kategori kendi içinde alt gruplara ayrılır. T1 ve T2 evreleri organa sınırlı hastalığı, T3 ve T4 evreleri ise lokal ileri hastalığı gösterir.

Evre I ve II prostat kanseri organa sınırlı hastalığı temsil eder ve genellikle cerrahi veya radyoterapi ile tedavi edilebilir. Evre III hastalık prostat kapsülünü aşmış ancak henüz uzak metastaz yapmamış durumu ifade eder. Evre IV hastalık ise lenf nodlarına veya kemik, akciğer gibi uzak organlara yayılım gösteren ileri evre hastalıktır.

Bu yöntemlerin haricinde prostat kanseri teşhisi konulan hastalarda hastalığın prostat dışında yayılımı (özellikle kemik ve lenf bezlerine) olup olmadığını öğrenmek için ek görüntüleme yöntemlerine ihtiyaç vardır. Bu amaçla kemik sintigragfisi, PSMA PET, batın BT veya MRG duruma göre gerekebilir.

Evreleme sonuçları, hastaların risk gruplarına ayrılmasında ve en uygun tedavi modalitesinin seçilmesinde belirleyici rol oynar. Düşük riskli hastalarda aktif izlem seçeneği değerlendirilebilirken, yüksek riskli hastalarda kombine tedavi yaklaşımları gerekebilir.

Patoloji raporundaki Gleason skoru ve ISUP derecesinin ne anlama geldiği Gleason skoru ve prostat kanseri evreleri yazısında anlatılmıştır.

Prostat Kanseri Tedavi Yöntemleri

Prostat kanseri için tedavi seçiminde hasta ve prostat kanserinin evresi ve agresifliği (grade) önemli rol oynar. Hastanın eşlik eden diğer hastalıkları (kalp hastalıkları, diyabet, nörolojik ve solunum hastalıkları), genel durumu, yaşı, daha önce geçirdiği hastalıklar, kullandığı ilaçlar (özellikle kan sulandırıcılar) detaylı değerlendirilir.

Prostat kanseri ile ilişkili PSA seviyesi, biyopsi sonucunda çıkan prostat kanseri grade (agresiflik derecesi) hastalığın evresi (yayılım durumu) da tedavi seçimi öncesi belirlenir.

Burada bir kez daha tekrar etmek gereklidir ki günümüz modern tıbbı hastalığı değil hastayı tedavi etmeyi amaçlamaktadır.

Buradaki kastımız ise kişiye uygun ve kişinin en yüksek faydayı göreceği, yapılan tedaviden ise en az zarar göreceği tedavi şeklini belirlemektir.

İki farklı prostat kanseri hastasının tedavi şekilleri tamamen farklı olabilmektedir.

Aktif İzlem

Aktif izlem: Erken dönemde saptanan, düşük agresiflikte, PSA değeri düşük hastalar için uygulanabilir. Hastalar belli aralıklarla PSA değerleri ile izlenir. Yıllık prostat biyopsileri ile hastalığın seyri izlenir. PSA değeri yükselen, prostat kanser agresifliği ve tümör yaygınlığı artan hastalarda bir sonraki tedavi yöntemlerine geçilir.

Kimlerin aktif izleme uygun olduğu ve takibin nasıl yapıldığı prostat kanserinde aktif izlem yazısındadır.

Radikal Prostatektomi: Açık, Laparoskopik ve Robotik Cerrahi

Radikal prostatektomi: Prostatın ve lenf bezlerinin çıkarılıp idrar yolu ile mesanenin tekrar birbirine bağlandığı bir ameliyattır. Açık cerrahi, laparosopik veya son zamanlarda popüler olan robot yardımlı laparoskopik yöntemler kullanılarak yapılabilir. Bu yöntemlerin kanserden arınma konusunda birbirine üstünlüğü yoktur. Ancak robotik ve laparoskopik cerrahi özellikle idrar tutma ve cinsel fonksiyonların korunması yönünden açık cerrahiye göre üstündür.

Geleneksel açık radikal prostatektomi operasyonu ile göbek altından yapılan kesi ile prostat ve lenf bezleri çıkarılıp, idrar borusu ve mesane bütünlüğü sağlanmaktadır. Son yıllarda artan laparoskopik ve robotik cerrahi tecrübemiz ile artık çok daha küçük kesilerden bu cerrahi tedavi başarıyla uygulanmaktadır.

Öncelikle hastalarımız ameliyat öncesi anestezi uzmanı tarafından detaylıca değerlendirilir. Ameliyat genel anestezi altında yapılır. Hastalarımızın karın cildinde yapılan 10mm ve 5mm kesilerden karın içerisine özel laparoskopi aletlerinin girişine izin veren tüpler (trokar) yerleştirilir. İşlem sırasında cerrahi alan yüksek çözünürlüklü 10-15 kat büyütme sağlayan kameralar kullanılarak görüntülenir. Prostat vücudun elle ulaşılması zor bölgesinde olduğu için kullandığımız kamera sistemi ile işlem çok daha güvenli bir şekilde yapılır.

Bu trokarlar içerisinden cerrahinin yapılmasına imkan sağlayan aletler kullanılarak prostat bezi ve ona birleşik olan seminal vezikül bezi bulunduğu bölgeden çıkarılır. Özellikle yüksek riskli hastalarda lenf bezleri de ameliyat sırasında temizlenir. Prostatı besleyen damarlar ve sertleşmeyi sağlayan sinir tabakaları yüksek çözünürlüklü laparoskopik görüntüleme sayesinde daha güvenle kontrol edilir. İdrarı kontrol eden kaslar özellikle tecrübeli ellerde korunabilir. Prostat çıkarıldıktan sonra idrar borusu idrar kesesine görerek su sızdırmaz bir şekilde dikilir.

Geleneksel açık cerrahi ile kıyaslandığında ameliyat sırasında çok az kan kaybı olmaktadır. Bu yüzden kan verilmesi de çok düşüktür.

Genellikle ameliyat sonrası 10 gün içinde, herhangi bir sorun olmaz ise, idrar yoluna yerleştirilen sonda alınmaktadır. Açık cerrahide bu süre genellikle 14-21 gün arasında değişmektedir.

Laparoskopik radikal prostatektomi ameliyatında görüntü ve cerrahi alet teknolojisinin verdiği 3 boyut, yüksek çözünürlüklü görüntü ve laparoskopik cihazların narin ve ince özellikleri ile birleşen laparoskopik cerrahi deneyim ile idrarı kontrol eden mekanizmalar (üretral sfinkter, mesane boynu) ve sinir demetleri son derece itinalı ve yapılarına zarar vermeksizin korunabilmektedir. Bu yapıların korunması, ameliyat sonrası idrar kontrolünün ve cinsel fonksiyonun geri kazanılmasına yardımcı olur.

Ameliyat sonrası erken dönemde uygulanan penil rehabilitasyon ve kegel egzersizleri de özellikle daha erken idrar kontrolü ve penis ereksiyon yeteneğini ve boyutlarını korumayı amaçlar. Ancak bu süre bazı hastalarda 3-6 ayı bulabilmektedir.

Prostattaki kanserli dokunun çıkarılması için Da Vinci robotik cerrahi robotu ile gerçekleştirilen tedavi yöntemine, robotik radikal prostatektomi denir.

Prostat çevresinde idrarı kontrol edip, idrar kaçırmayı engelleyen kaslar ve peniste sertleşmeyi sağlayan sinirler bulunur. Bu dokulara zarar vermeden prostatı tümörüyle birlikte bir bütün halinde ayırmayı sağlar.

Radikal Prostatektomi - Prostat Kanseri Ameliyatı | Doç. Dr. A. Kadir. Tepeler

Cerrahi yöntemlerin karşılaştırması robotik ve laparoskopik prostat kanseri cerrahisi, ameliyat sonrası sertleşmenin korunması penil rehabilitasyon ve ameliyat sonrası takip prostat ameliyatı sonrası PSA yazılarında anlatılmıştır.

Radyoterapi

Radyoterapi: Prostatın ve içindeki kanser odağının ışın verilerek yok edilmesi hedeflenir. Prostat ameliyatının risklerinden kaçınan veya genel durumu ameliyatı kaldıramayacak hastalara uygulanabilir. Ameliyat sonrası hastalığın nüks ettiği durumlarda veya ağrılı kemik yayılımında uygulanabilir.

Radyoterapinin başlıca yan etkileri arasında idrar yapma güçlüğü, sık idrara çıkma, bağırsak problemleri ve yorgunluk yer almaktadır. Bu yan etkiler genellikle geçici olup, tedavi bitiminden sonraki haftalarda azalmaya başlar. Uzun vadeli yan etkiler ise nadir görülmekte olup, modern tekniklerin kullanımıyla bu risk daha da azaltılmıştır. Hastalar, radyoterapi öncesi detaylı bilgilendirme alarak tedavi sürecine hazırlanır ve düzenli kontroller ile takip edilirler.

Radyoterapi türleri ve yan etkileri prostat kanserinde radyoterapi yazısındadır.

Hormon Tedavisi ve Kemoterapi

Hormonoterapi: Prostat kanseri (erkeklik) hormonu duyarlı bir kanser türüdür. Bu yüzden ileri evre hastalıkta erkeklik hormonu üretimini ilaçlarla baskılanır. Bazen radyoterapiye ilave veya cerrahi sonrası da verilebilir.

Kemoterapi: Özellikle hormon tedavisine direnç kazanan ve organlara yayılım gösteren hastalarda uygulanır.

Fokal Tedavi

Prostatın tamamı yerine yalnızca tümörlü bölgenin tedavi edildiği yöntemlerdir (ör. HIFU). Seçilmiş, düşük ve orta riskli hastalarda gündeme gelir; uygunluk ölçütleri prostat kanserinde fokal tedavi yazısında anlatılmıştır.

HoLEP veya TUR-P Sonrası Kanser Riski: PSA Takibi Neden Şart?

HoLEP (Holmiyum Lazer Enükleasyon) ve TUR-P (Transüretral Prostat Rezeksiyonu) ameliyatları, iyi huylu prostat büyümesi tedavisinde yaygın kullanılan cerrahi yöntemlerdir. Bu ameliyatlar sonrasında prostat dokusunun bir kısmı çıkarıldığı için prostat kanseri riski tamamen ortadan kalkmaz. Çıkarılan doku genellikle prostatın iç kısmından alınırken, dış kısımda kalan prostat dokusunda kanser gelişme olasılığı devam eder. Bu nedenle bu ameliyatları geçiren hastalarda düzenli PSA takibi ve ürolojik kontroller hayati önem taşır.

Ürologlar, bu hastalarda yılda en az bir kez PSA testi yapılmasını ve değerlerde anormal artış görüldüğünde ileri tetkikler planlanmasını önerirler. Bu yaklaşım sayesinde olası prostat kanseri gelişimi erken evrede yakalanabilir ve başarılı tedavi sonuçları elde edilebilir.

İstanbul’da Prostat Kanseri: Tanıdan Tedaviye Değerlendirme Süreci

İlk görüşmede şikayetleriniz, ailede prostat kanseri öyküsü ve daha önceki PSA değerleriniz birlikte değerlendirilir; parmakla prostat muayenesi yapılır. PSA yüksekliği ya da muayenede şüpheli bulgu varsa enfeksiyon gibi geçici nedenler dışlanır ve multiparametrik prostat MR planlanır. MR’da şüpheli alan görülürse biyopsi, MR ile ultrason görüntülerinin birleştirildiği füzyon tekniğiyle, tercihen perine yolundan yapılır.

Kanser tanısı konursa patoloji sonucu, risk grubu ve gerekirse PSMA PET gibi evreleme tetkikleriyle tedavi seçenekleri hastayla birlikte konuşulur: aktif izlem, cerrahi, radyoterapi ya da ileri evrede ilaç tedavileri. Radyasyon onkolojisi ve tıbbi onkoloji gerektiren durumlarda karar ilgili uzmanlarla birlikte verilir. Tedavi sonrasında PSA ile düzenli takip yapılır.

Muayenehanem İstanbul Şişli’de, Terrace Fulya Center’dadır. Akademik geçmişimin ayrıntıları özgeçmiş sayfasındadır; durumunuzu birlikte değerlendirmek için görüşme talebi oluşturabilirsiniz.

Anahtar Rakamlar

Prostat Kanseri: Erken Tanının Önemi

Lokalize evrede yakalanan hastalarda başarı çok yüksektir.

%99

Organ-sınırlı prostat kanserinde 5 yıllık sağkalım

50 YAŞ

Ortalama riskli erkeklerde PSA tarama önerilen yaş

MULTİ-PARAMETRİK MR

Biyopsi kararında standart ileri görüntüleme

Bu konuda ayrıca: kastrasyona dirençli prostat kanseri (CRPC).

Yazılarımı faydalı buluyorsanız, Dr. Abdulkadir Tepeler'i Google'da tercih edilen kaynak olarak ekleyebilirsiniz. Aramalarınızda içeriklerimiz daha kolay karşınıza çıkar.

Google'da tercih edilen kaynağım yap

Hekimin anlatımı

Sık sorulan sorular

Prostat kanseri nedir?

Prostat bezindeki hücrelerin kontrolsüz çoğalmasıyla oluşan kötü huylu tümördür. En sık görülen tipi adenokarsinomdur ve çoğunlukla yavaş ilerler; erken evrede genellikle belirti vermez.

C61 prostat malign neoplazmı ne demek?

C61, uluslararası hastalık sınıflamasında (ICD-10) prostatın kötü huylu tümörünün, yani prostat kanserinin kodudur. Raporda bu kodun geçmesi tanıyı gösterir; evre ve agresiflik bilgisi ise patoloji raporu ve evreleme tetkiklerinden öğrenilir.

Prostat kanseri belirtileri nelerdir?

Erken evrede çoğu zaman belirti yoktur. İlerledikçe idrar yapmada zorlanma, sık idrara çıkma, idrarda veya menide kan, sertleşme sorunu; yayılmış hastalıkta bel, kalça ve kemik ağrısı, kilo kaybı ve halsizlik görülebilir. Bu belirtilerin çoğu iyi huylu prostat büyümesinde de olur.

Prostat kanseri halsizlik ve kilo kaybı yapar mı?

Erken evrede yapmaz. Halsizlik, iştahsızlık ve istemsiz kilo kaybı genellikle hastalığın kemik gibi uzak organlara yayıldığı ileri evrelerde ortaya çıkar.

Prostat kanseri bele ve kalçaya vurur mu?

Prostata sınırlı kanser genellikle ağrı yapmaz. Kanser kemiğe yayıldığında bel, kalça ve leğen kemiğinde geçmeyen, gece artan ağrı yapabilir. Bel ağrısının çok daha sık nedenleri olduğu için değerlendirme PSA ve muayeneyle birlikte yapılır.

PSA değeri kaç olduğunda endişelenmek gerekir?

Tek bir sınır değer yoktur. Genel olarak 4 ng/mL üzeri dikkat çekici kabul edilse de yaş, prostat hacmi, PSA'nın zaman içindeki artışı ve serbest PSA oranı birlikte değerlendirilir. PSA yüksekliği her zaman kanser anlamına gelmez; enfeksiyon ve prostat büyümesi de PSA'yı yükseltir.

Prostat kanseri tanısı nasıl kesinleşir?

Kesin tanı biyopsiyle konur. PSA ve muayenede şüphe varsa önce multiparametrik prostat MR çekilir; MR'da görülen şüpheli alanlardan füzyon biyopsi ile örnek alınır ve patolojik incelemeyle kanser olup olmadığı belirlenir.

Düşük riskli prostat kanserinde hemen ameliyat gerekir mi?

Her zaman gerekmez. Düşük riskli, prostata sınırlı ve yavaş seyirli tümörlerde aktif izlem bir seçenektir: hasta PSA, MR ve gerektiğinde biyopsiyle düzenli takip edilir, hastalık ilerleme gösterirse tedaviye geçilir.

Prostat kanseri tedavi edilebilir mi?

Prostata sınırlıyken yakalanan hastalıkta cerrahi ve radyoterapi gibi kür amaçlı tedavi seçenekleri vardır. İleri evrede de hormon tedavisi ve diğer ilaçlarla hastalık uzun süre kontrol altında tutulabilir. Uygun tedavi evreye, risk grubuna ve hastanın genel durumuna göre belirlenir.

Prostat kanseri taramasına kaç yaşında başlanmalı?

Ortalama riskli erkeklerde 50 yaş civarında PSA ve muayeneyle değerlendirme önerilir. Ailesinde prostat kanseri olanlar ve Afrika kökenli erkeklerde 45 yaş, BRCA2 mutasyonu taşıyanlarda daha erken başlanması önerilir.

HoLEP veya TUR-P ameliyatı sonrası neden PSA takibi önemlidir?

Bu ameliyatlarda prostatın yalnızca iç kısmı çıkarılır; kanserin daha sık geliştiği dış kısım yerinde kalır. Bu nedenle ameliyat sonrası PSA'nın yeni bazal değeri belirlenir ve düzenli takip sürdürülür.

Kaynaklar

  1. EAU Guidelines on Prostate Cancer (Avrupa Üroloji Derneği)
  2. Lawson JS, Glenn WK. Multiple pathogens and prostate cancer. Infect Agent Cancer. 2022;17:23

Bu sayfadaki bilgiler yalnızca bilgilendirme amaçlıdır; tıbbi tanı ve tedavinin yerine geçmez. Şikâyetleriniz için hekiminize başvurunuz.

Ürolojik Kanserler — diğer konular

Tüm uzmanlık alanları

İletişim

Sağlığınız için doğru adımı birlikte değerlendirelim.

Tanı, tedavi seçenekleri ve kişisel durumunuza uygun yaklaşım için görüşme talebi oluşturabilirsiniz.